22 Temmuz 2015 Çarşamba

replika saat ve varlık bilgileri38

 replika saat


replika saat ve varlık bilgileri38 bugün en güzel bilgileri yazan replika saat diyorki görünmenin lıemeıı-lı<-iıını öikcm ya da ortadan kalkınanın hemen-hetnen-sonrası olan biziiiilıı lıi(.lıgııı vailıgııı dijlulugu içinde yer bile bulamamasını sağlar. ‘Geçmı’jlc olmci/mj" bit hmaduhı yalnızca bir cJunyanın birliği içinde ve dünya fonu üzcriiKİe onaya çıkabilir, dn/mllık olan o munase-bei-yokluğu-münasebeti yalnızca bir dünyanın birliği içinde ve dünya fonu üzerinde açığa çıkarılabilir; “geçmişle olmamış” bıı j'onmcne nispetle daha önceki-hkdummunda olan varlık hiçliği, bir dünyaya ancak geriye doğna, kendi kendisinin hiçliği ve kendi kendisinin öncelligi [anü-ılorıte] olan hır kendı-için aracılığıyla gelebilir. Böylece buraclakinin bclirişı ve yok oluşu ikircikli fenomenlerdir: kendı-için aracılığıyla varlığa gelen şey, burada da yine, salt bir hiçliktir, he-nû:-olmamak ve artık-olmamaklır. Söz konusu varlık huradakmın temeli olmadığı gibi, önce ve sonra yakalanmış bütünlük olarak dünya da onun temeli değildir. Ama öte yandan, beliriş dünya üzerinde kendi kendisinin öncesi ve kendi kendisinin sonrası olan bir kendi-için aracılığıyla açığa çıkan olarak, görünme de önce bir serüven olarak verilir; görünmüş olan huradahıyı, kendisinin namevcu-diveti olan dünyada kavrarız, buradakini onun namevcut olduğu bir dünyada birçoktan mevcutmuşuz gibi kavrarız. Şey boylecc kendi kendisinin hiçliğinden fışkırabilir. Burada zihnin kavramsal bir görüşü [une vue conceptıonnelle) değil, algının kökensel bir yapısı söz konusudur. Gcsuıluhame’nm deneylen, sak görünmenin her zaman dinamik beliriş olarak kavrandığını, görünenin, hiçliğin dibinden bşara/? varlığa geWiğiııi açık bir şekilde göstermektedir. Burada aynı zamanda da “nedensellik ilkesi”nin kaynağını buluyoruz. Nedenselliğin ideali, bir Meyerson’un arzu edeceği gibi, görünenin görünen olarak olumsuzlanması değildir; iki fenomen arasında devamlı bir dışsallık bağı kurulması da değildir. 111 nedensellik, görünenin görünmesinden önce, görünmesini hazırlamak üzer esasen orada, kendi kendisinin hiçliği içinde olan gibi kavranmasıdır. Nedense İlk, Sâdece, ekstatik varlık kipi olarak görünenin zamansallığının ilk kavranu dır. Ama olayın serüvenci özelliği de, görünmenin ekstatik oluşumu da bizati algının içinde dağılırlar, önce ve sonra algının kendınde-hiçliğinde donar, göı len de, algının farksız özdeşliği içinde sabitlenir, görünenin bir önceki and rarlık-olmayam bu anda varolan varlığın farksız doluluğu olarak açığa çıkar, iensellik münasebeti görünenden önceki buradakiler ile görünenin
sındaki salt dışsalhk münasebeti ludııule dap.ıln Cuuunmenin ikircikliği, böylece, bunların dünya olarak. ınekiln olarak. lanılabilırlik olarak, tümel zamanın kendisi olaıak, durmadan
1er veçhesi altında verilmelerinden ilen ^elıı
Dünyanın homojen ve birbirlerine salt bir dışsallık münasebet anlardan yapılmış olan geçmişi işte böyledır. Daha ünce de işaret ^S-. kendi-için, geçmişi aracılığıyla kentlinde içinde erir Kendinde hali^^N di-için geçmişte dünyanın ortasında olan olarak açınlanır: o vard,f kaybetmiştir. Ve bu olgudan ölürü, kendi-içinin varlığı zaman içidjjç kendi-içinin geçmişi ile kendi-içine birlıkle-mevcudıyel olan arasında, kendi-içinin kendi geçmişini daha olacak olmasından başl^jj^' yoktur. Böylece yalnızca bir geçmiş vardır, o da varlığın geçmişi içindeolmuş olduğum nesnel geçmiştir. Benim geçmişim dünyada dısi olduğum ciddiyettir, geçmişin bütünlüğüne doğru kaçışımdır p . kı, daha olacak olduğum ekstatik zamansallık ile verili salt hiçlik ob.., nın zamanı arasındaki zamansal boyutlardan bir tanesi için bir çak-Ben, geçmiş aracılığıyla tümel zamansallığa ait olurum, şımdık, cek aracılığıyla ondan kaçarım.
B) Şimdihi Zaman
Kendi-içinin şimdiki zamanı varlığa mc\ ctıdıyottır ve bu ru. j t Ama şimdiki zaman varlığın açığa çıkışıdır Mcvcudıycıc gcr'j.ue:; -ni şimdiki zamanda olan gibi verir. Bu nedenledir kı şmıu kı ;.ır„ı:; da çatışkılı (antinomiquementl hır biçimde kendim oluuv.r,: kendisi olduğunu, şimdiki zamanda olan gibi açığa çıkarak Keudjııv gane ölçüsü olarak verir. Bunun nedeni varlığın şimdiki zamandan ğildir, bu aşın ölçüdeki varlık bolluğu, ancak, öğrenme organıolan^^^ de kavranabilir, yani anık olmayan şes- olarak kavranabilir. Nıieta üstündeki bu kitap şimdiki zamanda vtmiır ve geçmişte varıdukeı nin aynı olarak). Böylece, şimdiki zaman, kökensel zamansallık varlık olarak açığa çıkar ve bir yandan hiçbir şey değilken -varlte bir şey değilken- bir yandan da varlık boyunca salt kayıp gitmedir,sâİ Yukandaki
bir şeyin gelmediğini güsieriyorınuş gibi görünebilir. Ama bu, varlığın kendı-ıçı-
kâh alılmış gibi, kâh hareket halindeymiş gibi açıldığını ve hareket ile dinginlik nosyonlarının diyalektik münasebet içinde olduklarını unutmak olur. Oysa hareket, ontolojik olarak kendi-içinin yapısından türetilemedigi gibi onun ken-dıııdeyle olan temel ilişkisinden de, varlık fenomeni içinde kökensel olarak keşfedebileceğimiz şeyden de türetilemez. Hareketsiz bir dünya tasarlanabilir bir şey olurdu. Elbette, düpedüz formel bir imkân dışında degişimsiz bir dünyanın imkânı düşünülemez, ne var ki değişim hiçbir şekilde hareket değildir. Değişim huradüfcinin niteliğinin başkalaşmasıdır; daha önce gördüğümüz gibi, değişim bir fomıun belirişi ya da dağılmasıyla bir blok halinde gerçekleşir. Bunun tersine, hareket özsel-neligin lquidditel sürekliliğini varsayar. Eğer bir buradaki aynı zamanda hem bir yerden başka bir yere aktarılmak, hem de bu aktanm sırasında kendi varlığında radikal bir değişikliğe uğramak zorunda olsaydı, uğradığı bu değişiklik bereketin olumsuzlayıcısı olurdu çünkü artık hareket halinde olan hiçbir şey olmazdı. Hareket, mekânın homojenliği postülasının da yeterince gösterdiği gibi, değişikliğe uğramadan kalan bir buradakinin salt yer değiştirmesidir. Demek oluyor ki, mevcut varolanların özsel niteliklerinin hiçbirinden çıkarsana-mayan, Elea okulu ontolojisinin yadsıdığı ve Descartesçı ontolojide ünlü “fis-ke’ye Ichiquenaude] başvurmayı zorunlu kılan hareket, kesin bir olgu değerine sahiptir, varlığın olanca olumsallığına katılır ve bir veri olarak kabul edilmek zorundadır. Elbette biraz sonra hareketin “(var) olması” için bir kendi-içın gerekliğini göreceğiz, ve bu da salt hareket içinde varlıktan gelen şeyin kesin bir biçimde belirlenmesini özellikle zorlaştırmaktadır; ama her türlü durumda kendi-içının, başka yerde olduğu gibi burada da varlığa hiçbir şey eklemediğinden şüphe edilemez; kendi-için, başka yerde olduğu gibi burada da, hareketin üzerinde yükseldiği fonu oluşturan salt Hiçtir. Ancak, hareketin bizatihi doğası gereği, ondan bir çıbrsama yapmayı denemek bize yasaklansa bile, en azından hareketin hır betimlemesini yapmak mümkün ve hattâ zorunludur. Şu halde hareketin yönü olarak neyi düşünmek gerekiyor?
Hareketin varlığın sıradan etkilenmesi [affeetion] olduğu, çünkü hareket ede nin Imobilel hareketten sonra da önceden nasılsa öyle kaldığı sanılır. Hareketir vâriıgı değiştirmeksizin onun üzerine eklendiği öylesine besbelli görünür ki, al tanmın aktarılmış figürü bozmadığı çoğu kez bir ilke olarak ortaya konmuştu ve daha önce gördüğümüz gibi, buradakinin özsel-neliğinin değişikliğe uğrarr
dekilerin dingin durumda olduklarını, ya da buna karşılık, çevresinde^ reket ettiğini ve düşünülen varlığın dingin dürümda olduğunu söylerr, ğer hale gelir. Bu bakış açısından hareket, bir varlık gibi ya da bir varlık bi değil, başlan sona tözden arındırılmış bir münasebet olarak belinr
Ancak, hareket edenin başlangıçta ve varışta, yani harekeli çerçe/f', duraklama arasında kendi kendisinin aynısı kalması olgusu, onun hürtjig ci neden idiyken ne olduğu konusunda hiçbir önyargıyı gerektirmez y yargı, bir otoklavda kaynamakta olan suyun kaynarken de tekrar sr-sonra da aynı özellikleri gösterdiği gerekçesiyle, kaynama sırasındah:çrj şüme uğramadığını söylemekle aynı şey olur. Aynı biçimde, hareketei-, keti sırasında farklı ardışık konumlar atfedilebilmesi ve onun her konzr^ di kendisine benzer görünmesi de bizi duraksatmamalıdır, çünkühn hareketin kendisini değil katedilen mekânı tanımlarlar. Tam tersine kılmaz Eleacı aporilerin kaynağında yatan, hareket edeni dinginli^,rde almaksızın bir çizgi boyunca yeri değiştirilecek dingin haldeki bir var'i alan o matematikçi eğilimdir, asıl bu eğilimdir.
Böylece varlığın, ister dingin halde ister hareket halinde olsun.ke^ı içinde değişmeden kaldığı yolundaki olumlama, eleştınsiz kabuledettş miz sıradan bir postüla olarak görünmelidir. Bu eleştiriye tabi luroi Eleacı kanıtlara ve özellikle de oka ilişkin olanına bakalım. Söylenene^ konumundan geçtiğinde, sivri ucu A’da ve kuyruğunun ucu da B’deo'a re orada tastamam durağan haldeki bir okun olacağı gibi 'vardır” varlığın üstüne yerleştiği ve bunun sonucunda varlığın hareket etmek;! sa dingin halde mi olduğunu gösteren hiçbir şeyin bulunmadığı kaoıiı besbelli bir şey gibi görünür. Kısacası, hareket eğer varlığın bir arızım? ket ve dinginlik birbirinden ayrılmaz. Eleacı aporilerin en ünlüsüne,Ad
Kaplumbağa aporisine karşı çıkarılması usûlden olan kanalar burada geçersizdir Nitekim Eleacılann mekanın sonsuza kadar bötünebilirUgini hesaplarken zaman için de aynı türden bir hesaplama yapmamış olduklannı ileri sürmek neye yarar? Burada honum ya da an değil, olmak söz konusudur. Eleacılarahareketi de-^1 de hareketi taşıyan mekânı göz önüne aldıkları yönünde bir yanıt verdiğimizde sorunun doğru bir kavranışına da yaklaşırız. Ama o zaman da sorunu çöz-meksizin göstermekle yetiniriz: nitekim hareket edenin varlığı ne olmalıdır ki, özsel-neliği değişikliğe uğramadan kalırken, hareket eden yine de kendi varlığı içinde dingin haldeki bir varlıktan ayrı olsun?
Eğer Zenon’un kanıtlarına karşı gösterdiğimiz direnci açıklığa kavuşturmaya çalışırsak, bunların kökeninde belli ve doğal bir hareket anlayışının bulunduğunu saptarız: okun AB’den “geçliğini” kabul ederiz, ama bir yerden geçmek bize orada kalmak’h, yani orada olmak'la eşdeğer olamazmış gibi görünür. Ne var ki genellikle ciddi bir karışıklığa düşeriz, çünkü hareket edenin AB’den geçmekten başka bir şey yapmadığını (yani asla orada olmadığım) düşünür ve aynı zamanda da onun kendi kendinde, olduğunu varsaymaya devam ederiz. Bu durumda, hareket eden hem kendinde olacaktır, hem de AB’de olmayacaktır. Bu Eleacıla-rm aporisinin kaynağıdır; ok AB’deyken, olduğuna göre, AB’de nasıl olmayacaktır ki? Başka türlü söyleyecek olursak, Eleacı aporiden kurtulmak için hareket halindeki varlığın kendinde-varhgmı muhafaza ettiği yönündeki genel kabul gören postûladan vazgeçmek gerekir. AB’den yalnızca geçmek, geçiş-halinde-ol-mak demektir. Geçmek nedir? Aynı zamanda hem bir yerde olmak hem de orada olmamaktır. Geçiş halindeki varlığın burada olduğunu söylemek, onu anideı orada durdurmaksızın hiçbir uğrakta mümkün değildir; ama onun olmadığı, y da orada olmadığı, ya da başka yerde olduğu da söylenemez. Geçiş halindeki va lığın yerle olan münasebeti bir işgal münasebeti değildir. Ama daha yukanı gördük: dingin durumdaki bir buradakinin yeri önün fonla olan dışsallık mür sebetiydi ve fonun kendisi de formlar çokluğu halinde dağıldığı zaman bu n nasebet başka buradakikrk dış münasebetler çokluğu halinde çökerek bu V geliyordu'. Şu halde mekânın temeli, varlığa kendl-için aracılığıyla gelen ve kenıni varlığın ne ise o olmasında bulan karşılıklı dışsallıktır. Kısacası varlık kendı-ıçine başka varlıklarla farksızmış gibi görünmek suretiyle kendi yerir nımlar. Ve bu farksızlık onun bizatihi özdeşliğinden, başka buradakilere es..replika saat yazdı..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder