15 Temmuz 2015 Çarşamba

bolu satılık daire ve mahşer bilgileri88

 bolu satılık daire


bolu satılık daire ve mahşer bilgileri88 sizlere bugün sizlere en güzel bilgileri hazırlayan bolu satılık daire diyorki Muhteşem. Skyhawk’ların kanatlarının altında füzeler var. AGM-45’ler. Füzelerin uçaklara nasıl yüklendiğini, ateşlenmeye nasıl hazır hale getirildiğini ve güvenlik kontrollerini kimse çözemedi. Muhafaza edildikleri yerden nasıl alacağımızı anlamak bile bir günden fazla vaktimizi aldı. Bunun üzerine Hank, ‘En iyisi Çöpçü’yü dönünce buraya getirelim, bakalım o çözebilecek mi?’ dedi.”
“Dönünce mi?”“Evet, komik bir herif. Vegas’a geleli neredeyse bir hafta oldu ama çok yakında yine ayrılacak.”
“Nereye gidiyor?”Çöle. Bir Land-Rover’a atlar ve alıp başını gider. Çok tuhaf bir adam. Çöpçü kendi çapında neredeyse esas adam kadar garip. Buranın batısında
bomboş çölden ve çorak topraklardan başka bir şey yok. En iyi bjjj biri benim. Batıda Brovvnsville adlı bir delikte hapis yattım. oJ yaşıyor bilmiyorum ama bir şekilde beceriyor. Kendine yeni oyj arıyor ve her seferinde birkaç tane bulup dönüyor. Onunla Los An| dönmemizden yaklaşık bir hafta sonra bir sürü ordu malı, la?®, makineli tüfek getirdi. Hank onlara asla ıskalamayan tüfekler ^ sefer de Teller mayınlar ve bir kasa Parathion getirmiş. Ağzınakj bir depo bulduğunu söylüyor.”
“Bunları nereden buluyor?”
“Her yerden,” dedi Lloyd basitçe. “Kokusunu alıyor güzelim o kadar garip değil. Batı Nevada ve Doğu Kaliforniya’nın büyük ne eski ABD sahipti. Atom bombasına varana dek bütün oyun orada test ederlerdi. Çöpçü bir gün onlardan da bulup getirir heı Güldü. Dayna’nm içi buz kesmişti.
“Süpergrip oralarda bir yerde patlak verdi. Bahse girerimö Çöpçü tam yerini bulur. Sana diyorum, o tür şeylerin adeta koki yor. Esas adam, onu serbest bırakıp görelim bakalım diyor ve Çöpçü hiçbir seferinde eli boş dönmüyor. Şimdiki favori oyunc olduğunu biliyor musun?”
“Hayır,” dedi Dayna. Bilmek isteyip istemediğinden pek eı di... ama burada bulunuş sebebi böyle şeyleri öğrenmek değil m “Alev arabaları.”
“O da ne?”
“Indian Springs’te beş tanesini Formula 1 arabaları gibi ya miş.” Güldü. “Vietnam’da kullanılmışlar. Zippo da diyorlar. İçi dolu. Çöpçü onlara bayılıyor.”
“İyiymiş,” diye mırıldandı Dayna.
“Her neyse, Çöpçü’nün son dönüşünde onu Springs’e götv layıp mırıldanarak AGM-45’lerin etrafında dolaşıp şöyle bir ine saat içinde hepsinin yüklenip ateşlenmeye hazır hale getirilme İnanabiliyor musun? Hava Kuvvetleri teknisyenleri bunları y; için aylarca eğitiliyor. Ama onlar Çöpçü değil elbette. 0 birdâ Aptal dâhi. O yanıkların nasıl olduğunu bildiğime hahst Lloyd saatine bakıp kalktı. “Indian Springs demişken, oı lazım. Bir duş daha alacak vaktim var. Bana katılmak isterin
Dayna duşun sesini duyunca giyinmeye başladı. O zamana dek giyinip soyunma işlemini hep Lloyd odanın dışındayken yapmıştı ve niyeti aynen devam etmekti.
Sustalı çakının askısını koluna taktı ve çakıyı yuvasına yerleştirdi. Bileğinin seri bir hareketiyle çakı eline geliveriyordu.
Eh, diye düşündü bluzunu giyerken. Her kızın birkaç sırrı olmalı.
Öğleden sonraları, sokak lambaları bakım ekibiyle birlikte çalışıyordu. Görevleri, ampullerin sağlam olup olmadığını basit bir cihazla tespit edip patlaklar olanların ya da Las Vegas süpergribin pençesindeyken şehre yayılan yağmacılar ve serseriler tarafından kırılanların yerlerine yenilerini takmaktı. Ekip dört kişiden ibaretti ve sokak sokak, direk direk gezmelerini sağlayan bir kiraz toplama kamyonu kullanıyorlardı.
Dayna o gün kiraz toplama kamyonunun üstünde, bir lambanın pleksiglas kapağını çıkarırken birlikte çalıştığı insanlardan ne çok hoşlandığını düşünüyordu; özellikle de kamyonun kontrol panelinin başındaki çetin ceviz, güzel Jenny Engstrom’dan. Jenny eskiden gece kulüplerinde dansçı olarak çalışıyordu. Dayna’nm en iyi dostu olmasını dileyeceği türde biriydi ve orada. Kara Adam’ın yandaşları arasında oluşu kafasını karıştırıyordu. Öyle karıştırıyordu ki Jenny’ye sormaya cesaret edemiyordu.
Diğerleri de fena insanlar değildi. Dayna, Las Vegas’taki aptalların sayısının Özgür Bölge’ye oranla daha fazla olduğunu düşünüyordu ama hiçbirinin sivri dişleri yoktu ve geceleri ay doğduğunda yarasalara dönüşmüyorlardı. Ayrıca buradakiler Özgür Bölge’dekilere oranla daha çalışkandı. Özgür Bölge’de insanların saatlerce parklarda aylaklık ettiği görülebilirdi. Kimileri öğle tatilini saat ikiye kadar uzatmakta bir mahzur görmezdi, Bunun gibi şeylere batıda rastlamak mümkün değildi. Sabah sekizden akşam beşe kadar herkes ya Indian Springs’te ya da şehirdeki bakım ekiplerinde çalışıyordu. Ve okulda eğitim verilmeye başlanmıştı. Vegas’ta yaşları dörtten (dört yaşındaki Daniel McCarthy, şehirdeki herkesin sevgilisiydi ve hepsi onu Dinny diye çağırıyordu) on beşe değişen yirmi çocuk vardı. Eğitim sertifikası olan iki kişi bulunmuştu. Çocuklar haftanın beş günü okula gidiyordu. Lise birinci sınıfta üç kere kaldıktan sonra okulu
bırakan Lloyd sunulan eğitim imkânlarıyla gurur duyuyordu açıktı ve kapılarında bekçi yoktu. İnsanlar istediği gibi girip bir aspirin veya Gelusü’den ağır bir ilaç almıyorlardı. Batıda
sorunuyoktu.HectorDrogan’ın başına gelenlere tanıkolanlar.uyuç,^^
bulaşmayı aklından bile geçirmiyordu. Batıda Rich Moffat gibiieJ tu. Herkes arkadaş canlısı ve dürüsttü. Ve şişe biradan dahasertk içmemek, akıllıca bir seçimdi.
1938 Almanya'sı, diye düşündü. Naziler? Ah, hoş insanlar.
Gece kulüplerine gitmezler, öyle yerler turistler içindir. Onlar ney^ Saat yaparlar.
Bu adil bir kıyas mı, diye huzursuzca sordu kendine Daynaçıj landığı Jenny Engstrom’u düşünerek. Bilmiyordu... ama öyle olabilcı düşünüyordu.
Sokak lambasının ampulünü kontrol etti. Patlaktı. Dikkatleç ayaklarının arasına koydu ve kutudaki son sağlam ampulü aldı.Gû ermek üzereydi. Aslında...
Aşağı bakınca donakaldı.
Indian Springs’ten gelen insanlar, otobüs durağında inmişler, fa doğru yürüyorlardı. Hepsi de başını kaldırmış bakıyordu. İnsan karıda biri varsa daima bakardı. Bedava sirk sendromu.
Ona bakan o yüz.
Geniş, meraklı, gülümseyen yüz.
Cennetteki yüce Tanrım, Tom Cullen mı o?
Tuzlu bir ter damlası gözüne girerek yaktı ve görüşünü bulanıl Gözünü silip tekrar baktığında yüzün sahibi gitmişti. Durakta im insanlar, öğle yemeklerini koydukları kutuları sallayarak, sohbeted lerine takılarak yürümeye devam ediyordu. Dayna, Tom olduğunu! ğü kişiye baktı ama arkadan kesin bir şey söylemek mümkün deş
Tom? Tom’u göndermiş olabilirler mi?
Daha neler. Bu öyle çılgınca bir fikirdi ki neredeyse...
Neredeyse mantıklıydı.
Ama Dayna inanamıyordu.
“Hey Jurgens!” diye seslendi Jenny cırtlak sesle. “Uyudum kendini mi okşuyorsun?”
Mahşer
Dayna eğilip Jenny’nin ona doğru dönük yüzüne baktı ve ortapar-nıağını gösterdi. Jenny güldü. Dayna tekrar sokak lambasına döndü ve yeni ampulü zorlanarak da olsa taktı. İşini bitirdiğinde paydos vakti gelmişti. Dönüş yolunda dalgın ve sessizdi... Öyle suskundu ki Jenny sebebini sordu.
“Söyleyecek bir şeyim yok herhalde,” dedi Dayna hafifçe gülümseyerek.
Gördüğü Tom olamazdı.
Değil mi?
“Kalk! Kalk dedim orospu!”
Dayna sırtına bir tekme yiyip yuvarlak yataktan paldır küldür düştüğü sırada hâlâ yarı uykudaydı. Kendini yerde bulunca uyanıverdi ve gözlerini şaşkınca kırpıştırdı.
Lloyd tepesinde dikilmiş, buz gibi bir öfkeyle ona bakıyordu. Whitney Morgan. Ken DeMott. Deli Fişek. Jenny. Hepsi oradaydı. Ama Jenny nin genellikle gülen yüzü, soğuk ve uzaktı.
“Jen?...”
Cevap yoktu. Dayna çıplaklığının ve odadaki soğuk yüzlerin farkına vararak dizlerinin üstünde doğruldu. Lloyd’un yüzünde aldatılmış ve ihaneti keşfetmiş bir adamın ifadesi vardı.
Rüya mı görüyorum?
“Kalk ve giyin, seni yalancı, casus orospu!”
Pekâlâ, bu bir rüya değildi. Dehşet, midesine taş gibi çöktü. spot eşya ikinci el satışı fiyatları Yargıcı biliyorlardı, şimdi de onu öğrenmişlerdi. O söylemişti. Komodinin üstündeki saate baktı. Sabah, dörde çeyrek vardı. Gizli Polis Saati, diye düşündü.
“O nerede?” diye sordu.
“Buralarda,” dedi Lloyd sertçe. Yüzü soluktu ve parlıyordu. Tılsımı, açık yakasından görünüyordu. “Çok yakında keşke olmasaydı diyeceksin.”
“Lloyd?”
“Ne.”
“Sana hastalık bulaştırdım. Umarım aletin çürüyüp düşer.”
Lloyd tam göğüslerinin altına bir tekme indirdi ve onu sırtüstü yere devirdi.
“U... umarım çürür Lloyd.”
“Kes sesini de giyin.”
“Defolun. Kimsenin önünde giyinmem.”
LJoyd bu kez tekmesini sağ koluna indirdi. Acı dajj Dayna’nın dudakları gerildi ama çığlık atmamayı başardı.
“Ne oldu, başın belada mı yoksa Lloyd? Mata Hari’yle cezalandırılacak mısın?” Acıdan gözleri yaşarmıştı ama yinej sırıtarak baktı.
“Hadi Lloyd,” dedi Whitney Horgan. Lloyd’un bakışlannd me arzusunu görünce hemen araya girmişti. Uzanıp Lloyd’unko “Oturma odasına geçelim. Jenny başında kalsın.”
“Ya camdan atlamaya kalkarsa?”
“Fırsat bulamaz,” dedi. Geniş yüzü tamamen ifadesizdi. I dinin belinde bir tabanca olduğunu gördü.
“Zaten istese de yapamaz,” dedi Deli Fişek. “Bu katlardak 1er sadece göstermelik, bilmiyor muydunuz? Kumarda kaybedı atlayarak intihar etmeye kalkabilecek müşterilerin otel için kc olacağı düşüncesiyle önlem alarak pencereleri açılmaz yapmışl lan Dayna’ya döndü. Gözlerinde az da olsa bir acıma vardı, kaybın çok büyük bebeğim.”
“Hadi Lloyd,” dedi Whitney tekrar. “Daha sonra pişman o şey yapmadan seni buradan çıkaralım.”bolu satılık daire sundu..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder